Giriş

Giriş

 

Önyargı kavramını açıklamadan önce yargı kavramına bir göz atalım. Türk Dil Kurumu sözlüğünde aynen şöyle geçiyor;

YARGI: Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm.

Yani, bir olay ya da kişi karşısında yargıda bulunabilmemiz için o kişi veya olayı;

  • Kavramalıyız (Anlamalı veya Empati kurmalıyız)
  • Karşılaştırmalıyız (Benzer olay veya kişilerle kıyaslamalıyız)
  • Değerlendirmeliyiz (Olay veya kişiyi sosyal ve de psikolojik kriterlere göre inceleyip yaratmış olduğu etkileri incelemeliyiz)

Bu maddeleri işlerken ya da incelerken, tanımda da geçen şekilde yani "eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi" gerekmektedir. Bu cümledeki "eleştirici" kelimesi daha çok objektif bakış açısını işaret etmektedir. Çünkü olayları veya kişileri yargılarken yapılacak objektif bir gözlem sayesinde sonuca daha başarılı ulaşırız.

Ne yazık ki eleştiri kelimesi, toplumumuzda genellikle “Negatif Eleştiri” ile aynı anlama gelmektedir. Kişiler genellikle bir işi veya olayı eleştirirken olayın hep eksik yönlerine bakarlar. Özellikle boyalı basın olarak adlandırılan magazin gazetelerinde “eleştirmen” sıfatlı köşe yazarları bu anlamda ciddi bir örnek teşkil etmektedir.

Diğer yandan filmlerde seyrettiğimiz eleştirmenler de aynı şekilde huysuz, kolay beğenmeyen ama bir o kadar “negatif yönden” eleştirilecek kişilerdir. Aslında bu her ne kadar senaristlerin sübjektif görüşü olsa da bir o kadar da topluma ayna tutmaktadır.

ÖNYARGI:

“Belirli bir durum veya kişi hakkında önceden yargıya varmak” şeklinde özetlenebilir. Önyargılı olma halini “Peşin Hükümlü” olma diye de adlandırırız.

Önyargıyı Etkileyen Faktörler

Sosyal Etkileşimler: Belirli bir durum veya kişiye önyargı ile yaklaşan kişiler ile yaşamak. Örneğin; ailenizde veya çevrenizde belirli bir ırka karşı önyargı varsa sizde farkında olmadan bu önyargıya sahip olursunuz.

Referanslar – Tecrübeler: Daha önce yaşanan olayların etkisine dayanılarak (muhakeme etmeden) peşin hüküm vermek.

Filler nasıl eğitiliyor biliyor musunuz?

fil ayagi

Daha yavruyken, kalın bir zincirle hayvanın bacağı bir direğe bağlanıyor. Önceleri hayvan kaçmaya çalışıyor ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne zinciri koparabiliyor ne de direği yerinden oynatabiliyor.

Fil yavrusu ayağında zincirle büyüyor ve kaçamayacağını kabulleniyor. Özgürlük kavramını yitiriyor.

İşte bu noktada ayağındaki zincir çözülüyor ve yerine konulan ince bir halatla birkaç santimetre boyunda tahtadan bir çubuğa bağlanıyor.

Fil, bu koşullarda kolaylıkla kaçabilecek olmasına rağmen olduğu yerde kalıyor. Çünkü hâlâ var olduğunu sandığı zincirini asla kıramayacağına inanıyor.

Kişilik Tipi: Genellikle yönetici tarzdaki insanlarda daha fazla önyargı görülmekle beraber diğer insanlarda da kişilik tiplerine göre önyargılar görülmektedir. Zira kişilik tipi, YÖNETİCİ olan insanlar, zamanı – durumu – organizasyonları – olayları – parayı (vs.) yönetmek içgüdüsünde oldukları için bir üst maddede bulunan “Referanslar – Tecrübeler” etkileşimine bağlı olarak daha keskin önyargılara sahiptirler.

Önyargı; yukarıdaki etkenler dahilinde bilinçaltımızda şekillenir ve yerleşir. Bu durumda artık üst bilinç farkında olmadan kişi belli durum ve olaylara önyargıda bulunur. Hızı mükemmeldir! Bir kişinin bir duruma veya kişiye karşı oluşturduğu önyargı yaklaşık 5 saniyede oluşur. Sadece 5 saniye… Gelin görün ki bu önyargıyı yıkmak saatler, aylar hatta çoğu zaman yılları alabilir. Hatta genellikle (eğer kişi gelişime açık değilse) imkansız hale gelir.

Karar Vermeden Önce!

Yaşlı bir baba, oğullarının öncelikle insanlar ve hayatta hemen her konuda çabuk hüküm vermenin yanlışlığını öğretmek istiyordu.

Bir gün dört oğlunu yanına çağırdı. En büyük oğluna, ülke dışına kış mevsiminde çıkıp bir mango ağacını görüp incelemesini istedi. Daha küçük oğluna bahar mevsiminde yolculuğa çıkıp bir mango ağacını görüp incelemesini istedi. Üçüncü sıradaki büyük oğluna da yaz mevsiminde yola çıkıp göreceği mango ağacını iyice incelemesini istedi. Oğullarının en küçüğüne ise sonbaharda yolculuğa çıkıp göreceği mango ağacını incelemesini söyledi.

Mevsimler geldi geçti ve bütün oğulları yolculuklarını tamamladılar. Bilge baba bütün çocuklarını yanına çağırdı ve:

agac adam siluet- "Haydi, şimdi de görüp incelediğiniz mango ağacının özelliklerini bana anlatın." dedi.

Kışın yolculuğa çıkan en büyük oğlu:

- "Baba, ağaç sanki yanmış, kuru bir kütük gibiydi."

Ondan daha küçük olan, bahar mevsiminde yolculuğa çıkan oğul söze başladı ve:

- "Ağabeyim dediği yanlış, ağacın yemyeşil yaprakları her tarafını sarmıştı." dedi.

Üçüncü sıradaki oğul ise ağabeylerine itiraz ederek,

- "Sizin söylediğiniz gibi değildi, dedi, ağaç gül gibi güzel çiçeklerle donanmıştı."

Sıra en küçüğüne gelişti, o bütün ağabeylerine itiraz etti ve:

- "Siz hepiniz ne gördünüz bilmiyorsunuz, ağacın meyveleri vardı, ben tattım, tadı armudun tadına benziyordu, ağaçta armut ağacına benziyordu." dedi.

Şimdi konuşma sırası bilge babaya gelmişti:

- "Oğullarım, aslında hepiniz doğru söylüyorsunuz. Çünkü ağacı ayrı mevsimlerde gördünüz. İşte size hayat boyu aklınızda bulunması için öğüdümü vermek istiyorum: İnsanların hal ve tutum ve davranışları hakkında hüküm verirken, o insanların her mevsimini, her yönünü bilip bilmediğinizden iyice emin olduktan sonra karar verin!"

Sonuç olarak önyargıyı istenmeyen bir kişilik özelliği olup mümkün olduğu sürece baskılanması ve de azaltılması gerekmektedir.

Okunma 2653 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 20 Temmuz 2016 23:17